Container (Konteyner) Nedir?
Container’ın bizlere ne sağladığını öğrenmek için öncelikle biraz geçmişe döneceğiz. Geçmişe dönebilmek için benim şahsi olarak tevellütüm kurtarmıyor. Bu yüzden, edindiğim bilgiler doğrultusunda bu kısmı sizlere anlatacağım:
Eskiden, bir uygulamayı ayağa kaldırabilmek için farklı kütüphaneler, ayarlar vb. faktör, doğrudan sunucunun üzerine kurulurmuş. Bu da, uygulama bazı cihazlarda çalışıyor ama benim cihazımda çalışmıyor gibi sorunlara yol açıyormuş. İşte bu sorunlara çözüm olarak önce Container teknolojileri, ardından da bu Container’ları yöneten Kubernetes, 2014 yılında duyuruldu ve 21 Temmuz 2015’te ortaya çıktı.
Container mimarisi sayesinde de, bir uygulamanın çalışması için gereken tüm kodlar, kütüphaneler ve ayarlar tek bir yapı içinde toplanarak her ortamda sorunsuz şekilde çalıştırılabiliyor.
Container Neden Kullanılır?
Container mimarisi, genel olarak taşımalar için ve sürdürülebilirlik açısından oldukça başarılıdır. En basit örneğiyle beraber, uygulama kendi “bilgisayarınızda” nasıl çalışıyorsa, siz Cloud tarafına geçtiğiniz zaman, orada da aynı şekilde çalışacaktır. Yani, tüm kütüphaneleri, kodları veya ayarları yeniden ayarlamanız gerekmez. Ayrıca, aynı sunucu içerisinde birden fazla Container, birbirini etkilemeden çalışabilir. Bu da, bir sunucu üzerinde birden fazla Container barındırabileceğiniz anlamına geliyor.
Kubernetes (K8s) Nedir?
Container mimarisini duymuşsanız, kesinlikle Kubernetes’i de duymuş olmanız gerekiyor. Çünkü, Kubernetes ile, Container mimarisi rahatlıkla yönetilebilir bir hale geliyor. Bunu tek bir Container’ı yönetmek gibi düşünmeyin. Kubernetes’in sağladığı avantajlar ile belki de binlerce Container’ı sürekli kontrol edebilirsiniz. Daha fazla detaya inelim.
Kubernetes, anlattığım üzere gerçekten çok güçlüdür. Fakat tüm entegrasyonlarını yapmak, oldukça zaman alacaktır. Sunucuları ayarlamak, ağ trafiğini düzenlemek ve her gelen güncellemeyi takip etmek, ciddi bir odak ister.
Huawei Cloud’da CCE
Huawei Cloud’un dökümanlarında da yazdığı gibi CCE, bir sunucu için gereken birçok hizmeti birbirine entegre eden ve tek bir noktada birleştirip, yönetim kısmını kolaylaştıran bir hizmettir. Genel süreci kısaltmaya fazlasıyla yardımcı olur.

Huawei Cloud’da birden fazla Cluster bulunmaktadır.
Standard model, Kubernetes’in en temel özelliklerine ihtiyaç duyan ve maliyet açısından en uygun faturayı görmek isteyenler için idealdir. Kubernetes’in tüm özelliklerine sahiptir.
“Turbo” takısındaki fark, Huawei’in kendi geliştirdiği Cloud Native Network 2.0 teknolojisini barındırmasıdır. Standart sürüme göre ağ gecikmesinin %20 azaltıldığı iddia ediliyor. Ayrıca, Container’larınız direkt olarak Virtual Private Cloud kullanır. Çok yüksek trafik alan sunucular kesinlikle CCE Turbo modelini tercih etmelidir.
Burada da CPU ve RAM seçimi, sunucu kaynağı yönetimi gibi dertlerden kurtuluyorsunuz. CCE Autopilot, direkt olarak sizlerin bir Node yönetmemenizi sağlıyor. Auto Scaling sayesinde de, olası senaryolarda kaynakları yükseltebiliyor. Sizin yönettiğiniz bir üst sınır yok. Sistem, ihtiyaca kullanıcı deneyimine göre otomatik olarak azalıp/artabiliyor. Kullandığınız her kaynak, ay sonu maliyet olarak yansıyacaktır.
Tüm bunlar haricinde, Huawei Cloud tarafında CCE, açık kaynak Kubernetes standartlarına uyuyor. Yani, projenizi istediğiniz zaman risksiz bir şekilde taşıyabiliyorsunuz.
Yavaştan toparlamak gerekirse, Huawei Cloud’da CCE kullanmak, Huawei tarafında oluşturacağınız ECS, BMS, VPC, EIP, ELB, EVS, SFS ve OBS gibi birden fazla servisin iletişimini tek bir noktada toplayabilir. Bu sayede de projeniz, süreç bakımından yönetilebilir bir hale gelir.
Son olarak Huawei’in Console tarafında CCE’yi yönetmek çok daha kolaydır. Çünkü, menüler aracılığıyla her şeyi tek bir çatı altından görüntüleyebilirsiniz. İşte bu yüzden, Huawei Cloud’a taşınmayı düşünüyorsanız veya aktif olarak Huawei Cloud’da barınıp CCE kullanmıyorsanız, tüm bunları tekrardan gözden geçirmenizi umuyorum.
Kaynak: Huawei Cloud CCE ve Tevellüt yetmediği için Gemini :)
